| And love is not the easy thing |
| Ve aşk kolay şey değildir |
| The only baggage you can bring… |
| Getirebileceğin tek bagaj … |
| And love is not the easy thing… |
| Ve aşk kolay şey değildir… |
| The only baggage you can bring |
| Getirebileceğin tek bagaj |
| Is all that you can’t leave behind |
| Arkanda bırakamayacağındır |
| And if the darkness is to keep us apart |
| Ve eğer karanlık bizi ayırmak zorundaysa |
| And if the daylight feels like it’s a long way off |
| Ve eğer gün ışığı çok uzakta gibi geliyorsa |
| And if your glass heart should crack |
| Ve eğer senin camdan kalbin kırılmalıysa |
| And for a second you turn back |
| Ve bir saniye için sen geri dönersin |
| Oh no, be strong |
| Oh hayır, güçlü ol |
| Walk on, walk on |
| Yürümeye devam et, yürümeye devam et |
| What you got, they can’t steal it |
| Sahip olduğunu, onu çalamazlar |
| No they can’t even feel it |
| Hayır onu hissedemezler bile |
| Walk on, walk on |
| Yürümeye devam et, yürümeye devam et |
| Stay safe tonight… |
| Bu gece güvende kal… |
| You’re packing a suitcase for a place none of us has been |
| Sen valizini hazırlıyorsun hiçbirimizin daha önce bulunmadığı bir yer için |
| A place that has to be believed to be seen |
| Görünebilmesi için inanılması gereken bir yer |
| You could have flown away |
| Uzaklara uçabilirdin |
| A singing bird in an open cage |
| Açık kafeste şarkı söyleyen bir kuş |
| Who will only fly, only fly for freedom |
| Sadece uçacak olan, sadece özgürlük için uçacak olan |
| Walk on, walk on |
| Yürümeye devam et, yürümeye devam et |
| What you got they can’t deny it |
| Sahip olduğunu, onu yalanlayamazlar |
| Can’t sell it or buy it |
| Onu satamaz yada satın alamazlar |
| Walk on, walk on |
| Yürümeye devam et, yürümeye devam et |
| Stay safe tonight |
| Bu gece güvende kal |
| And I know it aches |
| Ve biliyorum bu acıtıyor |
| And your heart it breaks |
| Ve kalbini kırıyor |
| And you can only take so much |
| Ve öyle fazlasına sadece dayanabilirsin |
| Walk on, walk on |
| Yürümeye devam et, yürümeye devam et |
| Home… hard to know what it is if you never had one |
| Yuva… ne olduğunu bilmek zor eğer senin hiç olmadıysa |
| Home… I can’t say where it is but I know I’m going home |
| Yuva… neresi olduğunu söyleyemem ama biliyorum eve gidiyorum |
| That’s where the heart is |
| O kalbin olduğu yerdir |
| And I know it aches |
| Ve biliyorum o acıtıyor |
| How your heart it breaks |
| Kalbini nasıl kırıyor |
| And you can only take so much |
| Ve öyle fazlasına sadece dayanabilirsin |
| Walk on, walk on |
| Yürümeye devam et, yürümeye devam et |
| Leave it behind |
| Geride bırak |
| You’ve got to leave it behind |
| Bunu geride bırakman gerek |
| All that you fashion |
| Tüm şekil verdiğini |
| All that you make |
| Tüm yaptığını |
| All that you build |
| Tüm inşa ettiğini |
| All that you break |
| Tüm kırdığını |
| All that you measure |
| Tüm ölçtüğünü |
| All that you steal |
| Tüm çaldığını |
| All this you can leave behind |
| Bunun tümünü geride bırakabilirsin |
| All that you reason |
| Tüm sonuç çıkardığını |
| All that you sense |
| Tüm sezdiğini |
| All that you speak |
| Tüm konuştuğunu |
| All you dress up |
| Tüm donandığını |
| All that you scheme… |
| Tüm tasarladığını … |
| Walk On Çeviri, AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. |