| Once upon a time, I believe it was a Tuesday when I caught your eye |
| Bir zamanlar, sanırım bir Salı günüydü gözlerini yakaladığımda |
| And we caught onto something |
| Ve biz bir şey yakaladık |
| I hold onto the night, you looked me in the eye and told me you loved me |
| Geceye tutundum, gözlerimin içine baktın ve beni sevdiğini söyledin |
| Were you just kidding? |
| Şaka mı yapıyordun? |
| Cause it seems to me, this thing is breaking down |
| Çünkü bana öyle göründü, bu şey çöküyor |
| We almost never speak |
| Biz neredeyse hiç konuşmuyoruz |
| I don’t feel welcome anymore |
| Artık hoş karşılandığımı hissetmiyorum |
| Baby what happened, please tell me |
| Bebek ne oldu, lütfen anlat bana |
| Cause one second it was perfect, now you’re halfway out the door |
| Çünkü bir saniye bu mükemmeldi, şimdi neredeyse kapıdan çıktın |
| And I stare at the phone, he still hasn’t called |
| Ve telefona gözlerimi dikmiş bakıyorum, o hala aramadı |
| And then you feel so low you can’t feel nothing at all |
| Ve sonra öyle moralsiz hissedersin artık hiçbirşey hissedemezsin |
| And you flashback to when he said forever and always |
| Ve geri dönersin onun ebediyen ve daima dediği zamana |
| Oh, and it rains in your bedroom |
| Oh, ve yatak odanda yağmur yağar |
| Everything is wrong |
| Her şey yanlış |
| It rains when you’re here and it rains when you’re gone |
| Yağmur yağıyor sen buradayken ve yağmur yağıyor sen gittiğinde |
| Cause i was there when you said forever and always |
| Çünkü oradaydım sen ebediyen ve daima dediğinde |
| Was I out of line? |
| Çizginin dışına mı çıktım? |
| Did I say something way too honest, made you run and hide |
| Çok açık sözlü mü oldum, seni kaçıracak ve saklanmana sebep olacak |
| Like a scared little boy |
| Korkmuş küçük bir oğlan gibi |
| I looked into your eyes |
| Gözlerinin içine baktım |
| Thought I knew you for a minute, now I’m not so sure |
| Seni bir dakika için tanıdığımı düşündüm, şimdi öyle emin değilim |
| So here’s to everything coming down to nothing |
| Öyleyse işte bir yere varmayan her şey burada |
| Here’s to silence that cuts me to the core |
| İşte sessizlik beni çekirdeğe kadar kesen |
| Where is this going? |
| Bu nereye gidiyor? |
| Thought I knew for a minute, but i don’t anymore |
| Bir dakika için bildiğimi düşündüm, ama artık bilmiyorum |
| And I stare at the phone, he still hasn’t called |
| Ve gözlerimi telefona dikmiş bakıyorum, o hala aramadı |
| And then you feel so low you can’t feel nothing at all |
| Ve sonra öyle moralsiz hissedersin artık hiçbirşey hissedemezsin |
| And you flashback to when he said forever and always |
| Ve geri dönersin onun ebediyen ve daima dediği zamana |
| Oh, and it rains in your bedroom |
| Oh, ve yatak odanda yağmur yağar |
| Everything is wrong |
| Her şey yanlış |
| It rains when you’re here and it rains when you’re gone |
| Yağmur yağıyor sen buradayken ve yağmur yağıyor sen gittiğinde |
| Cause i was there when you said forever and always |
| Çünkü oradaydım sen ebediyen ve daima dediğinde |
| You didn’t mean it baby |
| Bunu içten söylemedin bebek |
| I don’t think so |
| Sanmıyorum |
| Back up, baby, back up |
| Geri yükle, bebek, geri yükle (bilgileri) |
| Did you forget everything? |
| Her şeyi unuttun mu? |
| Back up, baby, back up |
| Geri yükle, bebek, geri yükle |
| Did you forget everything? |
| Her şeyi unuttun mu? |
| Cause it rains in your bedroom |
| Çünkü yatak odanda yağmur yağıyor |
| Everything is wrong |
| Herşey yanlış |
| It rains when you’re here and it rains when you’re gone |
| Yağmur yağıyor sen buradayken ve yağmur yağıyor sen gittiğinde |
| Cause i was there when you said forever and always |
| Çünkü oradaydım sen ebediyen ve daima dediğinde |
| And I stare at the phone, he still hasn’t called |
| Ve gözlerimi telefona dikmiş bakıyorum, o hala aramadı |
| And then you feel so low you can’t feel nothing at all |
| Ve sonra öyle moralsiz hissedersin artık hiçbirşey hissedemezsin |
| And you flashback to when he said forever and always |
| Ve geri dönersin onun ebediyen ve daima dediği zamana |
| Oh, and it rains in your bedroom |
| Oh, ve yatak odanda yağmur yağar |
| Everything is wrong |
| Her şey yanlış |
| It rains when you’re here and it rains when you’re gone |
| Yağmur yağıyor sen buradayken ve yağmur yağıyor sen gittiğinde |
| Cause i was there when you said forever and always |
| Çünkü oradaydım sen ebediyen ve daima dediğinde |
| Didn’t mean it baby |
| Bunu kastetmedin bebek |
| You said forever and always yeah |
| Sen ebediyen ve daima dedin evet |
| Forever & Always Çeviri, AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. |