| Akdeniz yakası Aydın elleri
| Акдениз якасы Айдын эллери
|
| Kuşlar gider bizim dede sultana
| Кушлар гидер бизим деде султана
|
| Cemal'in görünce yürüdü dağlar
| Джемальин Гёрюндже Юрюду Даглар
|
| Taşlar gider bizim dede sultana
| Ташлар гидер бизим деде султана
|
| Cemal'in görünce yürüdü dağlar
| Джемальин Гёрюндже Юрюду Даглар
|
| Taşlar gider bizim dede sultana
| Ташлар гидер бизим деде султана
|
| Duyduk ki Mustafa huruç eylemiş
| Дуйдук ки Мустафа хуруч эйлемиш
|
| Aydın ellerinde Karaburun'da
| Айдын эллеринде Карабурунда
|
| Bedrettin'in kelamını söylemiş
| Bedrettin'in kelamını söylemiş
|
| Köylünün huzurunda
| Кёйлюнюн хузурунда
|
| Duyduk ki bu işler duyulur da durmak olur mu?
| Duyduk ki bu işler duyulur da durmak olur mu?
|
| Bir sabah erken Haymana Ovası'nda bir garip kuş öterken
| Бир сабах эркен Хаймана Овасинда бир гарип куш оттеркен
|
| Sıska bir söğüt altında zeytin danesi yedik.
| Sıska bir söğüt altında zeytin danesi yedik.
|
| Varalım dedik, görelim dedik
| Варалым дедик, герелим дедик
|
| Yapışıp sabanın sapına
| Япышип сабанин сапина
|
| Çolkardeş toprağını
| Чолкардеш топрагини
|
| Biz de biliyol, biz de biliyol
| Биз де билиол, биз де билиол
|
| Yapışıp sabanın sapına
| Япышип сабанин сапина
|
| Çolkardeş toprağını
| Чолкардеш топрагини
|
| Biz de biliyol, biz de biliyol
| Биз де билиол, биз де билиол
|
| Sürelim dedik
| Сюрелим дедик
|
| Düştük dağlara dağlara
| Дюштюк даглара даглара
|
| Aştık dağları dağları
| Аштык даглары даглары
|
| Bedrettin yiğitleri ufka baktılar
| Bedrettin yiğitleri ufka baktılar
|
| Gitgide yaklaşıyordu toprağın sonu fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla
| Gitgide yaklaşıyordu toprağın sonu fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla
|
| Oysaki onlar bu toprağı, bu kayalardan bakanlar onu
| Ойсаки онлар бу топраги, бу каялардан баканлар ону
|
| Üzümü, inciri, narı, tüyleri baldan sarı, sütleri baldan koyu davarları
| Узюму, инчири, нари, тюйлери балдан сари, сютлери балдан кою даварлары
|
| İnce belli, aslan yeleli atlarıyla
| Индже Белли, Аслан Елели Атларыйла
|
| Duvarsız ve sınırsız bir kardeş sofrası gibi açmıştılar
| Duvarsız ve sınırsız bir kardeş sofrası gibi açmıştılar
|
| Katardan ayrılan turna sürüler
| Katardan ayrılan turna sürüler
|
| Her andıkça ümüklerim sızılar
| Her andıkça ümüklerim sızılar
|
| İrili, ufaklı, emlik kuzular
| Ирили, уфаклы, эмлик кузулар
|
| İrili, ufaklı, emlik kuzular
| Ирили, уфаклы, эмлик кузулар
|
| Koçlar gider bizim dede sultana
| Кочлар гидер бизим деде султана
|
| Bedrettin yiğitleri şehzade ordusunun karşısına çıktılar
| Бедреттин Йигитлери Шехзаде Ордусунун Каршисина Чиктилар
|
| Dikişsiz aklibastı baş açık, yalınayak, yalın kılıçtılar
| Dikişsiz aklibastı baş açık, yalınayak, yalın kılıçtılar
|
| Mübalağa cenk olundu
| Мюбалага ценк олунду
|
| Aydın'ın Türk köylüleri, Sakızlı Rum gemiciler,
| Aydın'ın Türk köylüleri, Sakızlı Rum gemiciler,
|
| Yahudi esnafları, on bin mülhit yoldaşı
| Яхуди эснафлари, он бин мюльхит йолдаши
|
| Börklüce Mustafa'nın
| Берключе Мустафанин
|
| Düşman ormanına on bin balta gibi daldı
| Düşman ormanına on bin balta gibi daldı
|
| Hep bir ağızdan türkü, türküleri söyleyip
| Hep bir ağızdan türkü, türküleri söyleyip
|
| Hep beraber sulardan, sulardan çekmek ağı
| Хеп берабер сулардан, сулардан чекмек агы
|
| Demiri oya gibi işleyip hep beraber
| Демири оя гиби ишлейип хеп берабер
|
| Hep beraber sürebilmek, sürebilmek toprağı
| Hep beraber sürebilmek, sürebilmek toprağı
|
| Balı, incirleri hep beraber yiyebilmek
| Balı, incirleri hep beraber yiyebilmek
|
| Yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde,
| Yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde,
|
| Hep beraber, hep beraber, hep beraber demek için
| Хеп Берабер, Хеп Берабер, Хеп Берабер Демек Ичин
|
| On binler verdi sekiz binini
| Он бинлер верди секиз бинини
|
| Yenildiler, yenenler yenilenlerin dikişsiz ak gömleğinde Sildiler kılıçlarının kanını
| Yenildiler, yenenler yenilenlerin dikişsiz ak gömleğinde Sildiler kılıçlarının kanını
|
| Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi
| Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi
|
| Hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak
| Hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak
|
| Edirne Sarayı'nda damızlanmış atların eşildi nalları ile
| Эдирне Сарайинда дамизланмыш атларин эшилди наллары иле
|
| Ve teker teker bir an içinde
| Ve teker teker bir an içinde
|
| Omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri
| Omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri
|
| Yüzleri kan içinde
| Юзлери кан Ичинде
|
| Geçer çıplak ayakları ile yüreğime basarak
| Geçer çıplak ayakları ile yureğime basarak
|
| Geçer Aydın ellerinden Karaburun varlukları
| Гечер Айдын эллинден Карабурун варлуклары
|
| Baba Musa'mızdan almış cehdini
| Баба Муса'миздан альмыш чехдини
|
| Gördün mü kaygusuz zulmün vaktini
| Гёрдюн мю кайгусуз зулмюн вактини
|
| Padişahlar tacı ile tahtını
| Padişahlar tacı ile tahtını
|
| Yoklar gider bizim dede sultana
| Йоклар гидер бизим деде султана
|
| Padişahlar tacı ile tahtını
| Padişahlar tacı ile tahtını
|
| Yoklar gider bizim dede sultana
| Йоклар гидер бизим деде султана
|
| Satırı çaldı cellat, çıplak boyunlar yarıldı nar gibi
| Satırı çaldı Cellat, çıplak boyunlar yarıldı nar gibi
|
| Yeşil bir daldan düşen elmalar gibi
| Ешил бир далдан душен эльмалар гиби
|
| Birbiri ardınca düştü başlar
| Birbiri ardınca düştü başlar
|
| Ve her baş düşerken yere
| Ve her baş düşerken yere
|
| Çarmıhından Mustafa baktı son defa
| Чармихиндан Мустафа бакти сын дефа
|
| Ve her yere düşen başın kılı depremedi
| Ve her yere düşen başın kılı depremedi
|
| İriş dede sultanım, iriş dede bir
| Ириш деде султаним, ириш деде бир
|
| Başka bir söz demedi
| Башка бир сёз демеди
|
| Aydın'da ortaklar Karaburun'da
| Айдында ортаклар Карабурунда
|
| Kılıç ceran oldu oynuyor kınında
| Kılıç ceran oldu oynuyor kinında
|
| Bir elim harmanda, bir elim kanda
| Бир элим харманда, бир элим канда
|
| İriş dede sultan, gazaya iriş
| Ириш деде султан, газая ириш
|
| Bir elim harmanda, bir elim kanda
| Бир элим харманда, бир элим канда
|
| İmdi can günüdür gazaya iriş
| Имди Джан Гюнюдур Газая Ириш
|
| Bedrettin gülümsedi
| Бедреттин Гюлюмседа
|
| Aydınlandı içi gözlerinin dedi
| Айдынланди ичи гёзлеринин деди
|
| Mademki bu kerre mağlubuz
| Mademki bu kerre mağlubuz
|
| Ne etsek, ne eylesek zait
| Не этсек, не эйлесек заит
|
| Gayri uzatma sözü
| Гайри узатма созю
|
| Mademki fetva bize ait
| Мадемки фетва бизе айт
|
| Verin ki basak bağrına mührümüzü
| Verin ki basak bağrına mührümüzü
|
| Elim aydur dört kitaptan evveli
| Элим Айдур Дерт Китаптан Эввели
|
| Şeyh oğlu Bedrettin Bektaş-ı Veli
| Шейх оглу Бедреттин Бекташ-и Вели
|
| Ortaklar adına Didem'in seli
| Ortaklar adına Didem'in seli
|
| Çağlar gider bizim dede sultana
| Чаглар гидер бизим деде султана
|
| Ortaklar adına Didem'in seli
| Ortaklar adına Didem'in seli
|
| Çağlar gider bizim dede sultana
| Чаглар гидер бизим деде султана
|
| Yağmur çiseliyor
| Ягмур Чиселиор
|
| Serez'in esnaf çarşısında
| Серезин Эснаф Чаршисинда
|
| Bir bakırcı dükkanının karşısında
| Bir bakırcı dükkanının karşısında
|
| Bedrettin'in bir ağaca asılı
| Bedrettin'in bir ağaca asılı
|
| Yağmur çiseliyor
| Ягмур Чиселиор
|
| Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir
| Gecenin geç ve yıldızsız bir saatidir
|
| Ve yağmurda ıslanan, yapraksız bir dalda sallanan
| Ve yagmurda ıslanan, yapraksız bir dalda sallanan
|
| Şeyh'imin çırılçıplak etidir
| Şeyh'imin çırılçıplak etidir
|
| Yağmur çiseliyor
| Ягмур Чиселиор
|
| Serez Çarşısı dilsiz, Serez Çarşısı kör
| Serez Çarşısı dilsiz, Serez Çarşısı kör
|
| Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
| Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
|
| Ve Serez Çarşısı kapatmış elleri ile yüzünü
| Ve Serez Çarşısı kapatmış elleri ile yüzünü
|
| Yağmur çiseliyor
| Ягмур Чиселиор
|
| Hep bir ağızdan türkü, türküleri söyleyip
| Hep bir ağızdan türkü, türküleri söyleyip
|
| Hep beraber sulardan, sulardan çekmek ağı
| Хеп берабер сулардан, сулардан чекмек агы
|
| Demiri oya gibi işleyip hep beraber
| Демири оя гиби ишлейип хеп берабер
|
| Hep beraber sürebilmek, sürebilmek toprağı
| Hep beraber sürebilmek, sürebilmek toprağı
|
| Balı, incirleri hep beraber yiyebilmek
| Balı, incirleri hep beraber yiyebilmek
|
| Yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde,
| Yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde,
|
| Hep beraber, hep beraber, hep beraber demek için | Хеп Берабер, Хеп Берабер, Хеп Берабер Демек Ичин |