| Well, I took me a woman late last night |
| Kadının birini getirdim geç dün gece |
| I’s three-fourths drunk she looked all right |
| Ben 3−4.içişimde o iyiydi |
| 'Til she started peelin' off her onion gook |
| Soğan pisliğinden soyunana kadar |
| She took off her wig, said, «How do I look»? |
| Peruğunu çıkardı ve «Nasılım?» dedi |
| I’s high flyin', bare naked… Out the window. |
| Ben yükseklerde uçuyorum, çıplak, pencerenin dışında |
| Well, sometimes I might get drunk |
| Bazen sarhoş olabiliyorum |
| Walk like a duck and smell like a skunk |
| Ördek gibi yürüyüp, kokarca gibi kokuyorum |
| Don’t hurt me none, don’t hurt my pride |
| Beni incitmeyin, gururumu incitmeyin |
| 'Cause I got my little lady right by my side |
| Çünkü yanımda minik leydim var |
| (She's a tryin' a hide pretendin (Saklanmaya çalışıyor |
| She don’t know me). |
| Beni tanımıyor) |
| I’s out there paintin' on the old wood shed |
| Ben eski odun barakayı boyuyorum |
| When a can a black paint it fell on my head |
| Bir teneke siyah boyalı kafama düştüğünde |
| I went down to scrub and rub |
| Kaşımak ve ovalamak için kalktım ayağa |
| But I had to sit in back of the tub |
| Ama fıçıda oturmalıydım |
| (Cost a quarter |
| Çeyrek tuttu |
| Half price). |
| Yarı fiyatına) |
| Well, my telephone rang it would not stop |
| Telefonum hiç durmadı |
| It’s President Kennedy callin' me up |
| Kennedy Başkan aradı |
| He said, «My friend, Bob, what do we need to make the country grow»? |
| «Dostum Bob, ülkemizi geliştirmek için ne yapmalıyız?» dedi |
| I said, «My friend, John, «Brigitte Bardot, |
| «Dostum, John, Brigitte Bardot |
| Anita Ekberg |
| Sophia Loren"le |
| Country’ll grow. |
| Ülke gelişir |
| Well, I got a woman five feet short |
| 5 feet kısa bir kadınım vardı |
| She yells and hollers and squeals and snorts |
| Bağırır ve seslenir ve cırlar ve homurdanır |
| She tickles my nose pats me on the head |
| Burnumu gıdıklar ve kafamı okşar |
| Blows me over and kicks me out of bed |
| Beni uçurur ve yataktan atar |
| (She's a man eater |
| Adam yiyici o |
| Meat grinder |
| Et öğütücü |
| Bad loser). |
| Kötü ezik) |
| Oh, there ain’t no use in me workin' alla time |
| Bütün zaman çalışmanın yararı yok |
| I got a woman who works herself blind |
| Kendi kendine körce çalışan bir kadınım var |
| Works up to her britches, up to her neck |
| İliklerine kadar çalışır, boynuna kadar |
| Write me letters and sends me checks |
| Bana mektuplar yazar ve çekler yollar |
| (She's a humdinger |
| O mükemmel bir |
| Folk singer). |
| Folk şarkıcısı) |
| Late one day in the middle of the week |
| Bir gün geç saatte haftanın ortası |
| Eyes were closed I was half asleep |
| Gözlerim kapandı yarı uykulu |
| I chased me a woman up the hill |
| Tepelere kadar bir kadını kovaladım |
| Right in the middle of an air drill |
| Hava dirilin hemen ortasında |
| (I jumped a fallout shelter |
| Yıkık bir barınaktan atladım |
| I jumped the string bean |
| Çalı fasulyesinden atladım |
| I jumped the TV dinner |
| TV yemeğinden atladım |
| I jumped the shot gun). |
| Silah atışından atladım) |
| Now, the man on the stand he wants my vote |
| Şimdi duran adam oyumu istiyor |
| He’s a-runnin' for office on the ballot note |
| Gizli oylamada ofisine koşuyor |
| He’s out there preachin' in front of the steeple |
| Çan kulesinin önünde vaaz veriyor |
| Tellin' me he loves all kinds-a people |
| Bütün insanları sevdiğini söylüyor |
| (He's eatin' bagels |
| Simit yiyor |
| He’s eatin' pizza |
| Pizza yiyor |
| He’s eatin' chitlins). |
| Çitlin yiyor) |
| Oh, set me down on a television floor |
| Televizon yeri kur bana |
| I’ll flip the channel to number four |
| 4 numaralı kanala kayacağım |
| Out of the shower comes a football man |
| Yağmurun içinden bir futbolcu gelir |
| With a bottle of oil in his hand |
| Elinde bir şişe yağ ile |
| (Greasy kid stuff |
| (Çok yağlı çocuk işleri |
| What I want to know, Mr. Football Man, is |
| Bilmek istediğim, Bay Futbolcu kim |
| What do you do about Willy Mays |
| Willy Mays hakkında ne biliyorsun |
| Martin Luther King |
| Olatunji). |
| Well, the funniest woman I ever seen |
| Gördüğüm en komik kadın |
| Was the great-granddaughter of Mr. Clean |
| Bay Clean’in büyük torunuydu |
| She takes about fifteen baths a day |
| Günde 15 kere duş alırdı |
| Wants me to grow a moustache on my face |
| Sakalımı büyütmemi isterdi |
| (She's insane). |
| (Deli o) |
| Well, ask me why I’m drunk alla time |
| Neden hep sarhoşum sor bana |
| It levels my head and eases my mind |
| Kafamı atlatıyor ve aklımı yatıştırıyor |
| I just walk along and stroll and sing |
| Sadece yürüyorum ve geziyorum ve şarkılar söylüyorum |
| I see better days and I do better things |
| Daha iyi günler görüyorum ve daha iyi şeyler yapıyorum |
| (I catch dinosaurs |
| Dinazorları yakalıyorum |
| I make love to Elizabeth Taylor … |
| Elizabeth Taylorla sevişiyorum. |
| Catch hell from Richard Burton !). |
| Richard Burton’dan cehennemi yakala!) |
| I Shall Be Free Çeviri, AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. |