| How did we ever come to this |
| Bu hale nasıl geldik |
| I never thought you’d be |
| Böyle olacağını hiç düşünmezdim |
| Someone I’d have to miss… |
| Özleyeceğim biri olacağını |
| And there I was caught in your game |
| Ve oyununa yakalandığım zaman |
| Needing answers that never came |
| Asla gelmeyen cevaplara ihtiyacım vardı |
| And we took a chance, |
| Bir şans edindik |
| You said you were strong |
| Güçlü olduğunu söyledin |
| Strong enough |
| Yeterince güçlü |
| But you were wrong… |
| Ama yanılıyordun |
| And now I’m… |
| Ve şimdi ben |
| Deafened by your silence |
| Sessizliğin tarafından sağırlaştım |
| Blinded by the tears |
| Göz yaşlarıyla körleştim |
| If you’re looking for forgiveness |
| Eğer bağışlayıcılıkarıyorsan |
| You won’t find that here |
| Burada bulamayacaksın |
| Cause you lied your way to heartbreak |
| Çünkü kalp kırıklığı için yalan söyledin |
| And now it’s all too clear |
| Ve şimdi her şey açık |
| That you will never be… |
| Senin asla olamayacağın… |
| Look at her |
| Ona bak |
| She won’t ever compare |
| Hiç kıyaslanmayacak |
| You can say you’re sorry |
| Üzgün olduğunu söyleyebilirsin |
| But I still don’t care |
| Ama hala önemsemiyorum |
| Was she worth this mess |
| O kız bu karmaşaya değer miydi |
| Was she worth this pain |
| Bu acıya değdi mi |
| You can say it’s her fault |
| Onun suçu olduğunu söyleyebilirsin |
| But you’re both to blame |
| İkiniz de suçlusunuz |
| And now I’m… |
| Ve şimdi ben |
| Deafened by your silence |
| Sessizliğin tarafından sağırlaştım |
| Blinded by the tears |
| Göz yaşlarıyla körleştim |
| If you’re looking for forgiveness |
| Eğer bağışlayıcılıkarıyorsan |
| You won’t find that here |
| Burada bulamayacaksın |
| Cause you lied your way to heartbreak |
| Çünkü kalp kırıklığı için yalan söyledin |
| And now it’s all too clear |
| Ve şimdi her şey açık |
| That you will never be… |
| Senin asla olamayacağın… |
| Looking back it was all so easy |
| Geriye bakmak çok kolaydı |
| I hope you know you’re my last mistake |
| Umarım biliyorsundur benim son hatam olduğunu |
| Don’t come around and say you need me |
| Sakın geri dönüp bana ihtiyacın olduğunu söyleme |
| I won’t stay |
| Kalmayacağım |
| Now I know that you were so deceiving |
| Şimdi aldattığını biliyorum |
| Was it fun for you to walk away |
| Senin için terk etmek komikti |
| I hope you liked it |
| Umarım hoşlanmışsındır |
| Cause she’s so damn easy |
| Çünkü o kız çok kolaydı |
| You won’t change |
| Sen değişmeyeceksin |
| Deafened by your silence |
| Sessizliğin tarafından sağırlaştım |
| Blinded by the tears |
| Göz yaşlarıyla körleştim |
| If you’re looking for forgiveness |
| Eğer bağışlayıcılıkarıyorsan |
| You won’t find that here |
| Burada bulamayacaksın |
| Cause you lied your way to heartbreak |
| Çünkü kalp kırıklığı için yalan söyledin |
| And now it’s all too clear |
| Ve şimdi her şey açık |
| That you will never be… |
| Senin asla olamayacağın… |
| You Will Never Be Çeviri, AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. |